Belgesel kanallarında izlediğimiz vahşi doğada cereyan eden av-avcı hikayesi insan medeniyetinin modern yaşamlarında da devam ediyor. Mesela: Ürün satan şirketler avcı, potansiyel müşterileri olan sizler av oluyorsunuz. Seçimlerde oyunuza talip olan siyasetçiler avcı, siz seçmenler av oluyorsunuz. Hayatta sırrınızı öğrenen eline koz verdikleriniz avcı, siz av oluyorsunuz. Duygusal ilişkilerde de av-avcı durumu çoğu zaman görülebiliyor.Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.Bazen av oluyoruz bazen avcı. Siz hangisi olmak isterdiniz? Avın bir değeri vardır. Avcıyı peşinden koşturur. Ama değerinin bedelini canıyla ödeme ihtimali vardır. Avcı ise hiç bir zaman takip ettiği avın değerine ulaşamaz. O kovalayandır. Ancak silahından çıkacak mermi ile son sözü hep o söyler. Siz hayatta son sözü söyleyenlerden mi olmak istersiniz, yoksa birgün av olma ihtimaline karşın değerli ve özgür mü olmak mı istersiniz? Bu yazı şurdan çıktı: Geçenlerde ABD başkanı Trump'ı ziyaretinde Trump cumhurbaşkanımıza ve beraberindeki heyete çok nazik davrandı, hoş cümleler kurdu ve hatta cumhurbaşkanımızın sandalyesini çekti falan...İktidar yanlısı basın hemen cumhurbaşkanına kahramanlık methiyeleri sıraladı ve zafer naraları attı. Aklıma instagramda akilsanati sayfasında gördüğüm şu söz geldi. Bence tam da bu duruma uyuyor: kuşları rahatsız etmemeye en çok özen gösteren kişi, aslında avcıdır. Bu yüzden bazı sahte ilgilere aldanma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder