Yazar Anthony Burgess edebiyat tarihine malolmuş ve klasikler arasına girmiş bu romanında suçun anatomisini ve suçlunun psikolojisini ortaya koyuyor. Suçun normalleştiği distopik bir dünyada lise çağındaki dört kafadarın şiddete ve suça olan bağımlılıkları ve uygulamaları anlatılıyor. Ülkemizde çocuk yaşlarda kişilerin Mattia Ahmet Minguzzi cinayetinde ve daha bir çok olayda dehşet verici suçlar işlediği bu dönemde bu kitap gündeme getirilmeli ve sosyal bilimciler ve karar mercileri tarafından incelenmelidir. Kitabı klasikler arasına sokan en önemli faktörlerden biri yazar Burges'in kitabın her cümlesinde kendini hissettiren ve hikayenin anti kahramanı Alex'in ağzından dinlediğimiz racon kesen, alaycı, bitirim jargonu ve argo karışımı kendine has bir lisanı. Bu jargon gerçekten edebiyat tarihinde eşsiz. Roman dünya çapında öyle bir etki yapmış ki, Otomatik Portakal 1971 yılında ünlü yönetmen Stanley Kubrick imzasıyla beyaz perdeye uyarlanmış. Yazar adına ilginç bir notla yazımı bitiriyorum. Yazara orta yaşlarında beyin tümörü teşhisi konmuş ve bir yıl ömür biçilmiş. Yazar da ben öldükten sonra karım aç kalır diyerek öfkeyle yazı masasına oturmuş ve o bir yıllık sürede tam beş buçuk roman yazmış. Bir yıl sonra kendisine hatalı teşhis konulduğu söylenmiş ama Anthony Burgess ölümün nefesini ensesinde hissederken yazdığı kitaplarla artık tanınır bir yazar olmuş ve 30-40 yıl daha yaşamış.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder