Bir şarkı çaldı radyoda. Bir an eski aşklarım geldi aklıma. Bir an durdum gülümsedim onca kadına aşık olmuş geçmiş benlere... Aşk acılarının geçmesini anladım da, gençliğimin tutkusunun yitişine bir türlü alışamadım. Alışamadım soğuk bir ocak akşamı babamın gidişine. Sahi ne zaman büyüdüm ben? Sokaklarda kaybolan gençliğimi fellik fellik ararken karşıma çıkan çocukların ve gençlerin üzerime çevirdikleri " Amca" bakışları umudumu kırıyor. Kum saatinin alt haznesindeki kumların yukarıdan akanlara göre artık daha çok olduğunu bana hatırlatıyor. O kumlar bir ton olmuş tane tane üzerime yağıyor. Belimi büküyor. Çukurumu dolduruyor.Hayır bu çukur mezarım olamaz. Ben bu çukurda bir tohum olacağım kök saldığım cehennemden yukarıdaki cennete uzayacağım. Dallarımdan meyva vereceğim bilgimin zekatını isteyen gençlere. Tecrübemin gölgesinde nefeslenecek kelimelerimi okurken yolunu kaybedenler. Dallarıma tırmanacak ve mutlu olacak afacan çocuklar. Dibimde arsızca sevişecek sevgililer.Bizi gömdüler ama tohum olduğumuzu bilmiyorlardı. Dallarımızdan kalkan kuşlar cihanın dört bir yanına barış şarkıları götürecek. Tarih güce put gibi tapan, ömrü boyunca güç peşinde koşan ve güce sahip olunca onun esiri olup masumlara zulüm edenleri değil, adaletsizliğe karşı dik duranları yazacak. Ve iyiler bir gün kazanacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder