28 Kasım 2025 Cuma

Gel

 Işıksız kaldığım bir günde karanlıkta kitap okumaya kalktım. Ama ben kitabı değil kitap beni okumaya başladı. Şaşırdım. Sen bir kitapsın beni nasıl okuyabilirsin, dedim. Ben senin hafıza enkazının altında kalan anılarınım, dedi. Ortaya çıkmak için neden karanlık olmasını bekledin, dedim. Çünkü ışıkta gözlerin önyargılı bakıyor, dedi. Alındım. Ben kendimi hep hakkaniyetli sanırdım. Kitap hemen düşüncemi okudu. Kimse kusursuz değildir, dedi. Kusursuzluk varılacak bir köşk. Kusurlu olduğunu kabul edenler kusursuzluğa adım atarlar, dedi. Ve beni okumaya başladı. Hepsi tam ve sağlıklı iken ailemle geçirdiğim eski bayramlar, aşıkken gün batımını birlikte izlediğim eski sevgilim, maraton koşarken finişi geçtiğim hatıraları önüme serdi. Neden bunlar, diye sordum. Eski bayramlar çünkü en büyük zenginliğin aile olduğunu hatırlamalısın, dedi. Aşıkken sevgilinle izlediğin gün batımı çünkü hayattaki en büyük duygunun sevgi olduğunu anlamalısın. Ancak bu şekilde Leyla'dan Mevlayı bulabilirsin, dedi. Koşarken geçtiğin finiş çünkü bu hayattaki en kutsal şeyin emek olduğunu anlamalısın, dedi. Dediklerini düşündüm ve mantıklı geldi. Okumak için karşıma aldığım ama sonunda beni okuyan kitap gitmeye hazırlandı. Birdaha ne zaman karşıma çıkarsın, dedim. Hesap gününde önüne getireleceğim ama bu sefer sadece anılarından ibaret olmayacağım günahlarını da ortaya koyacağım, dedi ve gitti. Bunu duyunca önce korktum. Sonra düşününce aklıma şu sözler geldi.

gel, gel, ne olursan ol, yine gel,

ister kafir, ister mecusi,

ister puta tapan ol, yine gel,

bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,

yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel...

Nefes aldığıma göre halen bir şamsım var, dedim. O anda karanlık sona erdi ve ortam tekrardan ışıklandı. Ve ben okumak için raftan bir kitap seçtim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder