9 Kasım 2025 Pazar

Abla simitler sıcak mı?

 Bizim Yalova sahilde hafta sonları önünde ki kuyruk yola kadar taşan meşhur bir simit fırını var. Simidini kapan hemen karşısındaki çay bahçesine koşuyor ve çay-simit keyfi yapıyor. Dün benim de canım çekti simit fırınına gittim. Önümde yaşları birbirinden farklı ilk okuldan aşağı olmayan üç küçük kız çocuğu vardı. İçlerinden abla olduğunu tahmin ettiğim büyük olan fırındaki kadına siparişini verirken içlerinden en küçüğü fırıncı kadına " Abla simitler sıcak mı? " diye seslendi. Küçük kızın sesinde coşku ve sevinç vardı. O an bu basit, abla simitler sıcak mı, cümlesi üzerine " Mutluluk bu olsa gerek " diye düşündüm. Bir aydınlanma yaşadım. Bu cümle beni fena çarptı. Mutluluk küçük bir çocuk olmak, zil çalan karnını birazdan bir simitle doyuracağı için sevinç duymak ve bir kaç saniye içinde eline geçecek simidi merak edip sıcak olup olmadığını fırıncı ablaya sormak. O çocuk bir simitle mutlu olurken biz büyükler; paranın, yatın, katın, arabanın, gerdanlığın, saatin, son model cep telefonunun, başkalarına nispet yapıp içimizde ki Tanrı olma egosunu tatmin etmek için sahte popülerliklerin, dedikodunun, boş işlerin, toprak olunca hiç bir kıymeti kalmayacak estetik güzelliklerin, marka kıyafetlerin, sosyal medyaya koyup daha çok like almak için gidilen pahalı tatillerin peşinden koşuyoruz ama gene de mutlu olamıyoruz. Bana mutluluk nedir, diye soracak olursanız ben: Mutluluk o küçük kızın birazdan simit yiyeceği için duyduğu sabırsızlık, abla simitler sıcak mı, diye sorarkenki sesindeki sevinç ve coşku derim. Mutluluk bir çocuk olmak, mutluluk sıcak bir simitle mutlu olmaktır. Ne zaman karamsar olsam şu cümleyi kendime hatırlatacağım:

Abla simitler sıcak mı?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder