Sadece sanatçılar, sporcular, siyasiler mi toplum üzerinde etkili olmalı yoksa sıradan insanlar da mı kendi çevrelerine örnek olmalı? Adına ister değişim diyin ister devrim; tabandan yapıldığında "gerçek" olur. Modayı topluma mal olmuş kişiler belirler doğru. İnsanlar medya gücüyle yönlendirilir. Ama hiç bir medya gücü mahalle kültürünü yenemez. Çünkü o kültür kuşaktan kuşağa süregelen örf ve adetlerle örülmüştür. Ya çıkarı için içine sinmeyen fikrin savunucusu olan sahtekarlara ne demeli? Medya ikonlarına her zaman inanmalı mıyız? Tarihini, sosyal hayatı ve kültürü dizilerden öğrenen toplum yozlaşmaya açıktır. Okumalıyız. Bizi okumak kurtaracak. Günde 35 sayfa kitap okusak ayda 3 yılda 36 kitap eder. Edebiyat tarihinde iz bırakmış klasikleri okumalıyız. Çünkü o yazarlar yapıtlarında iyiyi, kötüyü, ahlakı, erdemi sorgularken o dönemin sosyo kültürel fotoğrafını da çekip okura aktarıyor. Okuyalım ve okuduktan sonra mahalledeki komşularımızla bunları konuşup, tartışalım. Başkalarına entellektüel anlamda bir katkımız olsun. Yani muhabbet sadece hafta sonu oynanan lig maçında hakem niye kırmızı kart verdi, pozizyon ofsayt mıydı yada masterchef de yapılan yemek yada survivor da son elenen yarışmacı olmasın. Çocukları olan ailelere soruyorum. Çocuğunuzun geleceğiyle ilgili hayaliniz ne? Büyüyünce iyi bir işi olsun, iyi bir maaşı olsundan ibaret mi? Peki ya insanlara, diğer insanlara katkısı olsuna ne oldu? Çocuğunuza büyüdüğünde diğer insanlara katkı verebilecek tarzda yetiştirin. Hayat sadece işten ibaret olmamalı. Hayatın birde sosyal yönü olmalı. Bir STK'ya, derneğe üye olabilir. Tiyatro yapabilir, müzik, resim, edebiyatla uğraşabilir. Çocuğunuzun muhakkak ikinci bir yönü olsun. Bakın filozof Seneca ne diyor: Hiç kimse için yaşamayan, kendisi için de yaşıyor sayılmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder