Bağımlılık yapan maddeler tehlikelidir. Doz aşımı insanı ölüme bile götürür. Ama dünyadaki en tehlikeli bağımlılık yapan uyuşturucu madde yalandır. Yerinde ve profesyonel bir inandırıcılıkla kullanıldığında ileride Yahudi Soykırımı yapacak Adolf Hitler gibi bir diktatörü bile uyutulmuş halkın oylarıyla ülkenin başına getirebilir. ABD tarafından söylenen "Saddam Hüseyin'in elinde kimyasal silah" var yalanıyla Irak'ın işgaline tüm dünyayı ikna edip " Demokrasi getiriyoruz " laflarıyla Irak'da bir milyon sivilin ölümüne neden olabilir. Halkın bir kesminin manevi duyguları istismar edilerek Amerikan istihbaratının maşası olan ilk okul mezunu bir vaizin kurduğu, müridleri yargı, emniyet, ordu içine yerleşmiş bir cemaat, iktidar tarafından yıllarca el üstünde tutulup, ne istedilerse verdik, gel artık bitsin bu hasret, muhterem Hoca Efendi söylemleriyle "işler iyi giderken" el üstünde tutulabilir. El üstünde tutulanlar ülkenin Atatürkçü askerlerini düzmece davalarla ordudan tasfiye edip medyada estirdiği " Darbe yapacaklardı " sözüyle halkın bir kısmını ve daha vahimi ülkeyi yöneten muktedirleri kandırabilir. Darbeci Sisi derken kardeşim Sisi olabilir. Kardeşim Esad derken Katil Esed olabilir. Çok değil iki yıl önceki genel seçimde meydanlarda oynattıkları montaj görüntülerin üstüne " Cehape'ye oy verirseniz PKK kazanır. Çünkü Cehape HDP ile ittifak yapıyor " diyen muhteremler iki yıl sonra bebek katili teröristbaşına kurucu önder diyip, mecliste konuşturma yaptırmaya çalışıp kendileri HDP ile işbirliği yapabilir. İsrail'in Gazze'de yaptıklarına kürsülerden atar yapabilir ama kapalı kapılar ardında İsrail ile ekonomik ve ticari " muhabbetini " devam ettirebilir. Yalan çok tehlikeli bir uyuşturucudur. Bir toplumu uyuşturup bir devleti uçuruma getirebilir. Yalanı söyleyen muktedirler mi? Onlar zaten kendilerini uyuşturmuşlardır kendi kendilerine söyledikleri yalanlarla... Peki ne yapmalıyız? İmam Gazali'nin dediğine uyacağız: " insan iki küçük et parçasıyla ölçülür. Kalbi ve dili "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder