25 Ağustos 2025 Pazartesi

Terazi

 Duygular ile mantık arasında bir sınır vardır. Duygularımız uyarıldığında aradaki bu sınır geçirgen hale gelir ve duygular mantık havuzunun içine akmaya başlar ve mantığımız araya karışan duygular ile saflığını kaybeder. Buda mantıklı kararlar almamızı engeller. Duyguyu yaratan algılardır. Gördüğümüz, işittiğimiz, tattığımız, kokladığımız, dokunduğumuz şeyler bizde pozitif ve negatif duygular açığa çıkarır. İnsanın iki karakteri vardır. Genlerle atadan gelen yaratılış karakteri( Y-Karakter) ve sonradan yaşanarak edinilen deneyim karakteri( D-Karakter). Duygular Y-Karakter ve D-Karaktere göre açığa çıkar. Duygulara göre hareket etmek bize daima doğru işler yaptırmaz. Son model bir spor arabayı çok istiyor olabiliriz, duygumuz bize " Ona sahip ol " diyebilir ama onu çalamayız. Bu ahlak dışına çıkmak olur. Ahlak bir kas gibidir. Ne kadar güçlüyse bizi o kadar ahlaki sınırda tutar. Ahlak güçlü olunca duygular ile mantığı ayıran aradaki duvar o kadar güçlü ve geçirgenliği az olur. Böylece duyguların mantık havuzuna nüfuz etmesine engel olarak bizi hatalı kararlardan korur. D-Karakterin baskın hale gelmesi de sağlıklı değildir. Bu sefer mantık havuzundan duygu havuzuna akış olur ve kişi hayal etmek, umut, coşku, sevinç gibi duyguları üretemez olur ve depresyona sürüklenir. Kötü deneyimlerin yapıştığı mantıklar duygu havuzuna nüfuz edip duyguların saflığını yok etmiştir. Bir kefede duran duygular ve diğer kefede duran mantık teraziyi dengede tutar. Güçlü bir ahlaka sahip olup aradaki sınıra hükmedip bu ikisini birbirine karıştırmamamız gerekir. Yoksa terazi devrilir ve tepetaklak oluruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder