24 Ağustos 2025 Pazar

Karar

 İnsanın doğumundan ölümüne kadar mecbur bırakıldığı bir şey var. Karardan bahsediyorum. Hayat boyu kararlar almak zorundayken önümüzde birden çok gidilecek yol varken aslında kaderimizin bize tek yol sunduğunu düşünmek bizleri bazen hataya düşürebiliyor. " Kaderim böyleymiş nasılsa değişmez " söylemiyle çabayı, umudu, hayal etmeyi bir kenara bırakıyoruz. Doğduğumuz coğrafya, ailemiz, sosyal çevremiz hayatımızın başında bize kader paketiyle geliyor ama hayatta yapacağımız tercihler özgür irademize bırakılıyor. Kararlarımızı bizi mutlu eden şeyler yönünde alıyoruz. Ancak bu kararların gelecekte bizi mutlu edeceğine dair bir garantisi yok. Yaz sıcağında karınca harıl harıl çalışıp kış için yiyecek biriktirirken ağustos böceği kendisini o an mutlu edecek bir karar alıp tembellik yapıp partilemeyi tercih ediyor ve kış gelip çatınca aç kalıyor ve ilk etapta onu mutlu eden kararı şimdi onu mutsuz ediyor. Bize iyi gelen her şeyin bizi sürekli mutlu edeceğine dair bir garantisi yok. Kararlarımızı alırken bunu göz önünde bulundurmalı, satranç oynuyormuşcasına sonraki adımları hesaplamalıyız. Bu son cümle yazıyı bir paradoksa getirdi. Siz sormadan ben hemen yazayım: Peki kalbimizle mi yoksa beynimizle mi karar alacağız? Duyguları mı dinleyeceğiz yoksa mantığı mı? Ha ha ha. Zor soru. Ben kırk yaş üstü bir insanım ve bugüne kadar duyguların insanı yarı yolda bıraktığına şahit olmadım. Bu birazda tutku gibi bir şey. Tutkunuzu yola çıkarın ama yoldaki kavşaklarda mantığınıza göre hareket edin. Böylece hem kalbinizin hem beyninizin gönlünü yapmış olursunuz. Biraz politik bir cevap oldu. Eh ne yapalım bu yazıda böyle olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder