Gün ayarken şehrin uyanışını seyrediyorum. Tıpkı bir sevgilinin uyanması gibi. Gecenin koyu perdesinden soyunan tepelerinden, şehrin içinden akıp Marmaraya kavuşan deresinden, sahil boyunca karşılıklı ağaçların oluşturduğu yemyeşil tünelinden, dallarda cikirdemeye başlayan kuşların ötüşünden mutluluk duyuyorum. Bu şehir. Benim şehrim. Yatakta yalnız uyanmıyorum, ben nazlı bir güzel gibi uykudan mahmur bir şekilde uyanan şehrimle birlikte uyanıyorum. Mutluluğumu hatıralara, kendimi Yalova'ya emanet ettim. Hayallerimi geleceğe, kalbimi "sana" emanet ettim. Tövbelerimi Allah'a, akıbetimi kadere emanet ettim. Sokakta top oynayan küçük bir çocuktum demin, ey yıllar sen bana ne ettin? Saçımda bir kaç tel ak, durma Onur gidenlere bir ağıt yak. Geçip giden gençliğinin ardından bak... Sahi biz neyi bölüşemiyoruz? Kuşlar gökyüzünü ve dalları bölüşmüşken. Sahi biz niye kavga ediyoruz? Çocukken birbirimizi sevip ayırmazken. Kalemden asam. Güzel peygamber Musam. Dere kanarında masam. Türk kahvemi yudumluyorum. Cümleler denizini yarıyorum. Hergün yazıyorum. Talihi değiştirecek, ölümsüz bir cümle arıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder