23 Eylül 2025 Salı

Huzur

 Huzuru kontrolle karıştırıyoruz. İnsan dünyaya hükmetmiş medeniyet kurmuş bir canlı. Bunu aklıyla yapmış. İnsanın tabiatı ve yaşamı tam kontrol altında tutmak istemesi gibi bir takıntısı var. Bilim insanları tarih boyu her şeyi formüle etme, denklemler yazıp geleceği tahmin etme gibi şeylerle uğraşmışlar. Şurada yanılıyoruz: Gelecek tahmin edilebilecek bir şey değil, olgunlukla deneyimlenmesi gereken bir şey. Hayatın kontrolünün bizde olmadığını anladığımız zaman gerçek huzura kavuşuruz. Kader karşımıza bazen güzellikler, bazen sıkıntılar çıkaracak ki şükrümüz ve sabrımız artsın. İnsanın bir şükür ve sabır kotası var. Bu kotayı dolduran tıpkı bir bilgisayar oyunundaki avatar gibi seviye atlıyor. Sürprizin olmadığı ve rutin bir düzende giden hayat bize bir şey katmaz. Sonuçta hayat bize verdiklerine karşı sürekli tepkimizi ölçüyor. Yanlış anlaşılmasın düzen kötü bir şeydir demiyorum. Hergün kırk dakika spor düzenimiz, otuz sayfa kitap okuma düzenimiz, bir saat dostlarımızla yüz yüze ( Ekrandan değil! ) görüşüp muhabbet etme düzenimiz, kendimizi her şeyden soyutlayıp, Tanrıyla diyalog kurduğumuz ibadet veya meditasyon düzenimiz yani hayatımıza kalite katan kendimizi daha iyi hissettiren şeylerin düzenini yirmi dört saatimize katsak daha mutlu oluruz. Çünkü yaşam kontrolümüz altında değil ama ona karşı vereceğimiz tepkiler bizim kontrolümüzde. Yaşamı düzene sokmak yerine kendimizi düzene sokarsak gerçek huzuru buluruz. Şöyle bir söz var: " Eğer huzurunuz her şeyin iyi gitmesine bağlıysa o huzur değildir, kontroldür. Belirsizliğe karşı istikrarlı olmak gerçek büyümedir. "


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder